FAYDASIZ TRANSFERLER VE ETKİSİZ OYUN
Başta Icardi olmak üzere çeşitli sebeplerden dolayı ilk 11’e yazamadığımız ve ilk 11’de olmasına rağmen aslında yokmuş gibi olanların sayısının arttığı son haftalarda, izlerken sinirlerimizi zıpladığı oyunlar ortaya koyuyoruz.
Kabul edilmesi ve hemen aksiyon alınması gereken şey var. Yaz transfer döneminde takıma dahil olan oyuncuların hiçbirinden verim alamadık. Üstelik bunlar gelecek vaad eden, düşük ücretler alan ve düşük bonservis ücretleriyle transfer edilen yatırımlık transferler değillerdi. Her biri ağır maliyetlerle yapıldı. Bu yetmezmiş gibi geçen sene hiç de fena olmayan bir çok oyuncu da yerlerine alınan oyuncular sebebiyle takımdan gönderildi. Gelenler hiç fayda vermediği gibi gidenler de yabana atılacak oyuncular değildi. Bunu hem oyun hem karakter anlamında söylemek mümkün.
Umarım bundan ders çıkarılır ve Avrupa’da kupa hedefi daim olan bir takım olarak yapılan transferler daha yüksek yüzdeyle verim alınacak şekilde planlanır. Transfer işi şans falan değildir. Şans faktörü bir yere kadar etkili olabilir veya sakatlık gibi durumlar ayrı düşünülebilir. Ama baktığınızda yapılan transferlerin hemen hemen hepsi fiyaskoysa durup düşünmek gerekir.
Nasıl yapılan her doğruyu coşkuyla söylüyor ve destekliyorsak eksiği ve yanlışı da kırmadan dökmeden ve gelişim hedefiyle belirtmek hem hakkımız hem de hatta görevimiz diyebiliriz.
Maç hakkında söylenecek çok şey var ama söylemek istediklerim sınırlı. Etkisiz oyunumuzu istikrarlı bir şekilde sürdürüyoruz. Hücum organizasyonu ve son vuruşlarda inanılmaz beceriksizliğimiz sürüyor. Takımda mental bir bozukluk olduğu da belli. Bir şeyler yolunda gitmiyor. Maç içerisinde de aksaklıklar gün gibi ortadayken malesef Okan Hoca müdahale etmeme huyundan vazgeçmiyor.
Her sonuçta arkasında olsak da, kendisini sonsuz desteklesek de hataları ve eksikleri devam ediyor. Şu durumda tabiri caizse eli çok sıkışık. Bazen çaresiz hissettiğini düşünüyorum. Ama cesaret de Galatasaray Hocası’nın vasıflarından biri olmalı.
Galatasaray altyapısından yetişen veya genç yaşta takıma kazandırılmış, yedek kulübesinde haftalardır şans bekleyen genç oyuncularımız Tete kadar oynayamazlar mı? Tete’nin bulduğu şansları onlar haketmiyorlar mı? Tete’den daha ne kadar kötü oynayabilirler? Ve eğer gerçekten Tete’nin 11’de şans bulduğu bir takımda bu genç oyuncularımız oynayamayacak durumdalarsa neden kadrodalar ve bu yatırımlar neden yapılıyor neden beklenti oluşturuluyor anlamakta güçlük çekiyorum.
Zaha, orijinal olmayan sol beklerle oynama dezavantajı olsa da sıradan pasları bile veremeyecek durumdayken bu süreleri kendi kendisine bile vermez. Hoca bu konularda özellikle çok cömert. Oyuncu değişikliklerinde de ekstradan bu oyunculara 15’er dakika fazladan katlandığını düşünüyorum.
Icardi ve Bakambu’nun yokluğunda şans bulan Halil ve diğer yetenekli ama faydasız oyuncularımızı da anlamakta zorlanıyorum. Ne zaman oynayacaksınız? Üzerinizdeki forma için kendinizi ne zaman paralayacaksınız? Sizce bu formayı giyiyor olmanız sizler için lütuf değil mi? Ne zaman hakkını vermeyi planlıyorsunuz?
Mertens takdir edilesi bir mücadele örneği gösterdi. İlerleyen yaşına rağmen çabası ve isteği genç oyunculardan çok daha fazlaydı. Bu maçı bana göre Mertens sırtladı. Böyle durumlarda sorumluluk alması için bu takımda olan oyunculardan bu görevini yerine getiren tek oyuncu olduğunu söyleyebiliriz.
Bu formsuzlukta ve bu adaletsiz düzende 2 puan farkla 2. sırada olmak tek teselli. Ama acilen toparlanmak ve sahaya güçlü bir oyun yansıtmak şart. Önümüzdeki haftalarda aynı performansları göstererek aynı puanları toplayamayabiliriz. Trabzonspor maçı bir milat olsun ve yükselişin temelleri atılsın.
Yorumlar